Hanau cinayetleri ve kafama takılan sorular

Hanau cinayetleri ve kafama takılan sorular

Almanya'da ırkçı terörün son kurbanları Sedat Gürbüz, Gökhan Gültekin, Ferhat Unvar, Fatih Saraçoğlu, Vili Viorel Păun, Kaloyan Velkov, Hamza Kurtović, Said Nesar Hashemi ve Mercedes Kierpacz oldu. Bundan iki yıl önce Hanau kentinde meydana gelen saldırıda adlarını saydığım bu genç insanlar yaşamdan koparıldı. 

Irkçı bir Alman (adını özellikle yazmıyorum, buna değmez çünkü) genellikle yabancı gençlerin gittiği iki ayrı nargile kafeye düzenlediği saldırıda içeride bulunanların üzerine hiç acımadan kurşun yağdırdı. Sonuç 9 can yitti. Sadece bu kadar mı? Elbette değil. Geride gözü yaşlı anneler, babalar, kardeşler, dost ve ahbaplar kaldı. Geriye çok sayıda soru işaretleri kaldı... Geriye dinmeyen bir öfke kaldı... 

Soru işaretleri kaldı, çünkü, bu cinayet büyük ihmaller zincirinin kocaman bir sonucu gibi duruyor ortada. Olaydan sonra annesini de öldürüp intihar ettiği belirtilen ırkçı katil, psikolojik rahatsızlıklarına rağmen silah ruhsatı alabilmişti. Ve o silahlarla bu cinayetleri işledi. Ona, ruh sağlığına bakmadan silah ruhsatını kim verdi? Niye verdi? Neden verdi? 

Cinayetlerin işlendiği ikinci kafenin acil çıkış kapısı neden kapalıydı? Polisin bu kapıyı aylar önce özellikle kapattığı, kafede bir kontrol sırasında ordan kaçış olmasın diye bu önlemi aldığı söyleniyor. O kapı neden kapalıydı? O kapının kapatılmasına karar veren yetkili olası riskleri hesaba katmış mıydı? O kişi bulundu mu? Hesap soruldu mu?

İlk cinayetlerini işledikten sonra bu kafeden çıkan saldırgan arabasına binip, diğer kafeye doğru hızlıca sürdü. Bu sırada kurbanlardan biri onu fark etti ve arabasıyla peşine düştü, o arada da defalarca polisi arayarak durumu bildirdi. Polis gelen bu ihbar telefonlarına anında tepki göstermedi, bekledi. Neden? Eğer vaktinde harekete geçseydi, ikinci kafedeki gençler şimdi yaşıyor olacaktı? Neden oraya anında bir ekip gitmedi? 

Ve katili takip edip engellemeye çalışan genç de saldırganın kurbanı oldu. Kendisini takip eden genci aracının içinde kurşunlayan katil, diğer kafeye giderek buradakilerin üzerine de kurşun yağdırdı. Sonra arabasına binerek evine gitti. Polis evin çevresini sardı. Eve girdiklerinde ise iki cesetle karşılaştılar. Cesetlerden biri intihar ettiği açıklanan katile aitti, diğeri de annesine. Katilin intihar etmeden önce annesini de öldürdüğü geçti polis kayıtlarına. Burada da bir yığın soru işaretleri var.... 

Umudumuz ve beklentimiz bu soru işaretlerinin cevap bulması. Bu sorulara yanıt verildiğinde sadece Hanau'daki ırkçı saldırı açıklığa kavuşmuş olmayacak.. 

1- Kurumsal ırkçılıkla mücadelede önemli bir adım atılacak

2- Benzer cinayetlerin yeniden işlenmesinin önü kesilebilecek

3- Kurban yakınlarının yanan yürekleri, bir nebze de olsa serinleyecek

4- Devlete olan güven tesis edilecek 

Saydığım bu son maddeyi özellikle vurgulamak isterim. Devlete olan güvenin yeniden sağlanması biz göçmenlerin bu ülkedeki gelecekleriyle doğrudan ilgili bir durum. Çünkü biz bu ülkenin bir parçasıyız. Biz kendimizi buralı görüyoruz. Peki çoğulcu toplum, Almanlar, Alman kurumları bizi ne kadar buralı görüyor?

Bu sorunun cevabı, Hanau ve NSU cinayetlerinin gizeminde yatıyor. O gizem çözülürse, cevap da ortaya çıkar.

 

Yunanistan'da ırkçılık ve savaş karşıtına eylem
Önceki Yunanistan'da ırkçılık ve savaş karşıtına eylem
Bakanı Ersoy
Sonraki Bakanı Ersoy "Kıbrıs'ta ortak bir milli dava yürütüyoruz"