Reklam

Batı Trakya Türk Azınlığı Milli Direniş Günü Witten’de kutlandı

  • Güncelleme: 30.01.2020 22:21
Almanya’nın Witten kentinde bulunan Batı Trakya Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, ”29 Ocak Batı Trakya Türk Azınlığı Milli Direniş Günü”nün 32. yıldönümü nedeniyle bir etkinlik düzenledi
Batı Trakya Türk Azınlığı Milli Direniş Günü Witten’de kutlandı

Etkinliğe Türkiye Cumhuriyeti Essen Başkonsolosu Şener Cebeci, Witten Batı Trakya Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Burak Bilal, Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) kurucu üyesi Cafer Hasan’ın yanı sıra sivil tolum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.

Witten Batı Trakya Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Burak Bilal, 29 Ocak 1988 tarihinin Batı Trakya Türkleri için büyük bir anlam taşıdığını söyledi.

Bundan tam 32 yıl önce binlerce Batı Trakya Türkü’nün, “Batı Trakya’da Türk yoktur“ iddiasında bulunan Atina yönetimine karşı Gümülcine’de protesto gösterisi düzenleyerek “Biz Türk’üz” diyerek bütün dünyaya haykırdıklarını belirten Bilal, “Batı Trakya Türk’ü milli kimliğinden, uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınan haklarından taviz vermeyeceğini herkese göstermiştir. 29 Ocak Batı Trakya Türklerinin hafızalarından hiçbir zaman silinmeyecek bir milattır“ diye konuştu.

Adında Türk geçen dernek kuramıyoruz

“Milli kimliğimizin inkarı ve toplumumuzun göz bebeği olan kuruluşlarımızın kapatılma çabaları, Batı Trakya Türklüğü tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiş ve bundan sonra kabul edilmeyecektir“ diyen Bilal sözlerini şöyle sürdürdü: “Aradan geçen 32 yıla rağmen Yunanistan’da Batı Trakya Türk azınlığının milli kimliğinin hala inkar edilmesi üzücü ve düşündürücü olduğu kadar, Yunanistan’daki demokrasi anlayışının da eksiklerle dolu olduğunun göstergesidir. Bugün bile Batı Trakya’da hala adında Türk kelimesi geçen dernek açılamamaktadır.“

Yunanistan hükümetinin zorunlu ana okulları projesi ile Türk çocuklarını Türkçeden ve Türk kültüründen uzaklaştırılmak istediğini vurgulayan Bilal, “Okullarda devamlı Türkçe dersi azaltılarak Yunanca artırılmaktadır. Bütün bu sorunların ana temeli kendimizi Türk hissedip, Türk olarak ifade etmemizden kaynaklanmaktadır“ diye konuştu.

Batı Trakya Türk Azınlığı bulunduğu toprakların 6-7 asırdır yerlisi olduğununa vurgu yapan Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) kurucu üyesi Cafer Hasan ise, azınlık insanı bu eski toprakların yeni insanları değil, 6-7 asırdan beri her şeyi ile bu toprakların insanı olduğunu söyledi.

Lozan Barış Antlaşması ile Yunanistan’a azınlık olarak bırakılmıştır, o günden buyana 97 yıldan beri Yunan vatandaşı olarak bu topraklarda yaşamına devam etmektedir ve gelecekte de devam edeceğini ifade eden Hasan, “Azınlık yıllardır yapılan haksızlara karşı yazılı ve sözlü şekilde devletin bütün yetkili mercilerine şikayetlerini bildirdi. Devlet bu şikayetleri dikkate alıp durdurmak yerine bir gün Yunan yargıtayından azınlığın Türk kimliğini inkar eden bir karar çıkarttı, işte bu karar azınlık tarihinde bardağı taşıran son damla oldu. 29 Ocak 1988’de Gümülcine’de toplanan 30 bini aşkın azınlık insanı Yunan polisinin tüm engellerine rağmen tek yürek halinde tarihi bir yürüyüş gerçekleştirerek yapılanlara karşı demokratik tepkisini ortaya koymuş oldu. Böylece Yunan kamuoyuna olduğu kadar dünya komuoyuna da yaşadığı sıkıntıları duyurmaya başardı ve herkese şu mesajı verdi: eğer Türk’üm demek suç ise, bunun her türlü cezasına razıyım.”ifadelerini kullandı.

Dr. Sadık Ahmet’in emaneti ortak mirasımızdır 
Etkinlikte bir konuşma yapan araştırmacı ve yazar Ahmet Metin, “29 Ocak Batı Trakya Türklerinin baskıya, asimilasyona, göç ettirme politikasına, ayrımcılığa, demokratik vatandaşlık ve azınlık haklarının gaspına karşı dur deyişidir“ dedi.
Olayların tarihi sürecine ışık tutan Metin şöyle konuştu: “1923 Lozan Antlaşması ile azınlık olarak her hakka sahip olan Batı Trakya Türk Toplumu ne yazık ki zaman içinde bu haklarından mahrum bırakılmış, 1960’ lı yıllardan itibaren baskı giderek artmaya başlamış, vakıfların yönetimi, arazilerin kamulaştırılması, eğitim, dini liderlerin seçimi gibi konular ihlal edilmiş ve yıldırma politikaları yoğunlaşmıştır. 29 Ocak 1988 tarihinde kadını ile erkeği ile, köylüsü ve kentlisi ile tek yürek olan on binler yürüyüşe geçmiş, ulusal kimliklerinden, uluslararası anlaşmalarca tanınan ve garanti altına alınan yasal haklarından taviz vermeyeceklerini tüm dünyaya haykırmışlardır. Bu demokratik tepki yürüyüşü simgesel bir anlam kazanmış ve 29 Ocak etkinlikleri Batı Trakya Türkleri için asimilasyona direnişi pekiştiren dayanışmanın ve bütünleşme günlerine dönüşmüştür.”

Türkiye’nin sınırlarının soydaş ve gönül coğrafyası ile de daha büyük olduğuna vurgu yapan Türkiye Cumhuriyeti Essen Başkonsolosu Şener Cebeci de “Soydaşlarımız bizim için ayrı bir önem taşıyor. 29 Ocak'ta sembolleşen kimlik mücadesini ve bu uğurda yapılan fedakarlıkları takdir ediyoruz. Türkiye olarak sınırları, çoğrafyası ve nüfusu ile büyük bir ülkedir. Ama soydaş coğrafyası ve gönül coğrafyası ile de daha büyüktür. Hem soydaş coğrafyamızla, hem gönül coğrafyamızla çok kuvvetli bağlarımız var, gönül bağlarımız var, karşılıklı güçlü muhabbetimiz var. Ama Batı Trakya'nın bunun da ötesinde özel bir durumu var, güçlü bağların ötesinde aramızda akdi bağ da var” dedi.

Cebeci şöyle devam etti: “Lozan Antlaşması ile özel bir statüsü olan dolayısıyla Türkiye'yi diğer coğrafyalardan farklı bir şekilde doğrudan ilgilendiren soydaşlarımızsınız. Dolayısıyla sizin hak ve hukukunuzun korunması bizi birinci derecede ilgilendiriyor. Avrupa Birliği Üyesi olan Yunanistan'ın böyle bir çağda ve sizlerin hala kimliklerimizi yok sayması utanç verici bir durum. Biz bu konudaki haklı mücadelenizde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye'ye gibi büyük ve güçlü bir ülke sizin her şartta ve her koşulda destekçiniz olacak ve sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır. Öte yandan sizlerin de burada büyük bir Türk komitesi var. Bir aile olarak, ailenin bireyleri olarak iç içe olmanızı, aranızdaki dostluğu, dayanışmayı, birlikteliği hem Batı Trakyalı Türk Toplumu olarak hem de buradaki genel Türk Toplumu olarak devam ettiğimizi arzu ediyoruz. Bu bağ hiçbir zaman kopmayacaktır. Yıllar geçtikçe daha da güçlenecektir. İnanıyorum ki yeni gençlere ve çocuklara da bu bilinci ve ruhu aşılıyacaksınız. Bu bağlamda Witten Batı Trakya Türk Derneği’nin genç kadronun elinde olması beni mutlu ediyor. Gençlere özellikle bu dernekçilik faaliyetlerine el atması, sahip çıkması çok önemli. Çünkü netice itibariyle yeni bir jenerasyon geliyor. Bağların zayıflaması lazım. Gençlerimizin ve çocuklarımızın birbirinden kopmaması lazım. Türkçe'den kopmaması lazım. Türk tarihinden kopmaması lazım. Türkiye ve anavatan Batı Trakya'dan kopmaması lazım. Sorunlarımızı iyi bilmesi, iyi özümsenmesi lazım. Her zaman sizin yanınızdayız, haklı mücadelenizde sizi desteklemeye devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle burada bulunan ve bulunmayan tüm Batı Trakyalı soydaşlarımıza selamlıyorum. 29 Ocak ruhunun yaşatılmasına katkısı olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.”